Anlatılan Her Hikayeye Kanmasaydık!

0
259
insan-olsak

Dünya,  insanlara insan olduğunu unutturmaya çalışan, insan benzeri varlıklarla doldu.
Birbirinin üzerinde hak iddia eden insanlar var bu dünyada. Tamamen fabrikasyon, korunmaya muhtaç kadınlar, sokağa bırakılabilirliği kanunla belirlenmiş çocuklar, hatırlanmak için gününü bekleyen anneler, babalar, kolayca hastalanabilirliği, genç yaşta ölebilirliği tıp insanları tarafından onaylanmış bedenler var. Savaşı çağıran, büyük ve etkili insan topluluklarımız var bizim, mutsuzluğu hayat biçimi olarak benimsemiş milyonlar, milyarlar var.
Peki, nasıl başarıyoruz bütün bu olumsuzlukları kendimizde gerçekleştirmeyi?
Halklar olarak, birbirimize önce sorun muamelesi yapıp, sonra çözüm süreçleri geliştiriyoruz. Sürekli başka bir halktan hak dilenerek, halkların birbirine hak verip, hak alma hakkı olduğu düşüncesini yerleştiriyoruz kafalara.
Mesela, kadın sığınma evleri kuruyoruz, kadının korunması gereken, zayıf bir varlık olduğu fikrini yayıyoruz. Mesela, kadını kanatlarımızın altına alıyoruz ve kadına zarar verilebilir düşüncesini yayıyoruz. Kadın Haklarını Koruma Dernekleri kurarak, kadınlara, siz haklarınızı koruyamayan, aciz canlılarsınız düşüncesini dayatıyoruz.
Tamamen ekonomik kaygılarla, Anneler Günü, Babalar Günü, Sevgililer Günü gibi yaftalar yapıştırıp bazı günlere, kendimize diğer günlerde bahse konu kişileri hatırlamama, kötü davranma hakkı tanıyoruz. Birçok kadının can verdiği bir günü, Dünya Kadınlar Günü olarak, dünya çapınd

a kutlayarak, kadınla ölümü aynı karede etiketliyoruz ve sonra kadın ölümlerinden yakınıyoruz. Dahası, bir kadının ölümü, bir insanın ölümü değilmiş gibi, yaşanan ölümü, kadın cinayeti adı altında işleyerek, kadınları insanlıktan soyutluyoruz.
Tıbbın geliştiğinden, insanların adını bile duymadıkları birçok hastalığa çare bulunduğundan bahsederek, insanlığın eline, ‘Seç Beğen Ol’ başlıklı, uzun bir hastalıklar listesi veriyoruz. Yine tamamen ekonomik kaygılarla, önce insanımızı hasta edip, sonra ilacını pazarlayarak onları iyileştiriyoruz, tabii ki parası olanları.
‘Barışa Evet’ mitingleri yerine, ‘Savaşa Hayır’ mitingleri düzenleyerek, savaş çığırtkanlığı yapıyoruz.
Sürekli ne kadar mutsuz olduğumuzdan yakınıp, mutsuzluğu kendimizde sabitliyoruz.
Sözün özü, biz hep kötüyü anlatıyoruz, kötüyü çağırıyoruz, kendimizi ayrıştırıyoruz, insanlığı kategorilendirerek başkalaştırıyoruz.
Biz ne yapıyorsak, kendimize yapıyoruz.
Yapmasak, sadece insan olsak, iyi olsak, mutlu olsak.
Ne dersiniz, hoş olmaz mıydı?

Leave your vote

0 points
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%