Hiroşima’ya Atom Bombası Neden Atıldı

Amerika'nın Japonya'ya attığı ve onbinlerce masum sivili yok ettiği atom bombaları neden atıldı? Tüm olası nedenleriyle

0
506

Her yıl, Japonya’nın Hiroşima şehrine atılan atom bombası ve sonrasında yaşananları hatırlamamızla başlayan, mantar şekilli bulut resimlerine bakıp, “ulaan, ne biçim bir şey bu ya!” deme ritüelimizi gerçekleştirdiğimiz 6 Ağustos gününe yaklaşırken, pek azımızın olayların perde arkasını bildiği bir gerçek. Neredeyse her internet sitesinde yazılan-çizilenleri okuyup, resimlere bakıp içlendiğimiz de doğru. Ne kadar çok insan ölmüş değil mi? Hem de ilk anda.

Evet, bu bir vahşet, vicdansızlık. Herkes gibi bizler de 6 Ağustos 1945’te Japonya’nın Hiroşima kentine ve henüz Japonlar ne olduğunu bile anlayamamışken sadece 3 gün sonra Nagazaki’ye atılan atom bombalarının öldürdüğü insanlar için acı duyuyoruz. Bir anda yok olmak, üstelik de hiçbir şeyden habersiz, işinde gücünde ve masum insanların sonu olmamalı.

Atom bombası - fat man
Fat Man kod adlı plütonyum bombasının birebir kopyası

Her sene servis edilen birbirinin nerdeyse aynı yazıları okuyup, aynı resimlere bakıp üzülüyoruz. Peki kaçımız biliyor Japonya’ya atom bombalarının neden atıldığını? Bu soruyu sorduğumuz kişilerin genelinden aldığımız cevap sanki kopyala yapıştır yapılmış gibi. “Savaş vardı, Japonya teslim olmadı, Amerika da savaşı bitirmek için atom bombası attı.” ya da “Amerika Pearl Harbor’un intikamını aldı.”

Atom bombası
Hiroşima’ya atılan Little Boy kod adlı uranyum bombasının birebir kopyası

Peki kaçımız bu cevapların sadece buzdağının görünen yüzü olduğunu biliyor. Öyle olsa bile, savaş bitirmek için direkt sivilleri hedef almak savaş suçu değil midir? Peki 1940’ların Japon İmparatorluk yönetimi ya da Japon ordusu masum mudur? Atom bombasına maruz kaldığı için bir anda tüm yaptıklarının üzeri örtülen Japon İmparatorluk Ordusu’nun Çinlilere yaptığı katliamlar savaş suçu, insanlık suçu değil midir?

Olayların Perde Arkası Nasıldı?

Neler olmuştu? Amerika’nın neden Japon insanlarını topyekün katledecek kadar gözü dönmüştü. Şimdilerde vahşiliği unutulmaya yüz tutmuş Japon İmparatorluk Ordusu, II. Dünya Savaşı zamanlarında da bu kadar masum muydu? Ortada tartışılamayacak bir gerçek varsa o da, ne Amerikan yönetimi ne de Japon yönetimi masum değildi, masum olanlar her zamanki gibi yitip giden, masum, çaresiz, hükümetlerin birbirleri ile olan çekilmelerinin kurbanı olmuş, yakılmış, bombalanmış, katliamlarla kırılmış, tecavüzlere uğramış, vahşice öldürülmüş sivil halktı. Hangi milletten olursa olsun, hep masumlar zulme uğrayanlardı.

Atom bombası
Atom bombası onbinlerce insanı öldürdü

Şimdi, II.Dünya Savaşı’nda Amerika’nın neden Japonya’ya atom bombası attığını anlayabilmek için I. Dünya Savaşı’nda Japonya, Amerika, Kıta Avrupası ve bunların sömürgeleriyle olan durumlarına kısaca bakalım.

Bir Taşla Kuş Katliamı

Amerika’nın Japonya’ya atom bombası atmasının altında aslında bir değil birkaç neden bulunuyordu. Amerika Hiroşima ve Nagazaki’ye attığı atom bombaları ile bir taşla iki kuş değil birçok kuş vurmayı planladı. İlk neden geçmişe, I. Dünya Savaşı’na dayanıyordu. Amerika, fırsat verildiğinde Japonya’nın kendisine kafa tutabilecek potansiyela sahip olduğunu ilk kez I. Dünya Savaşı sonlarında gördü. Japonya’nın I.Dünya Savaşı sırasında Avrupa kıtasında hüküm süren karmaşa ortamından yararlanarak, gücünü önemli ölçüde arttırması, tek süper güç olma isteği güden ABD’nin gözüne battı. Dilerseniz durumu daha net görebilmek için Japonya’nın I. Dünya Savaşı sırasındaki politikasına bir göz gezdirelim.

I. Dünya Savaşı’nda Japon İmparatorluğu

Japonya, I.Dünya Savaşı sırasında müttefikleri için Pasifik Cephesi’nde rol alan destek kuvvet olarak görev yapıyordu. Asıl amacı, savaş sırasında nerdeyse tamamı Avrupalı devletlerin sömürgesi haline gelmiş olan Çin’i boyunduruğu altına almak ve bölgede savaş sonrasında bir süper güç olarak tanınmaktı. Nitekim Britanya’nın Japonya’dan istediği yardım talebi Japonlar için büyük bir fırsat oldu. Britanya hükümeti, Almanya’nın boyunduruğu altında bulunan Çin şehirlerinin Almanlardan temizlenmesi için Japonya’dan yardım istedi. Japonya bu fırsatı zaman kaybetmeden değerlendirdi ve Almanya hükümetine verdiği kabul görmeyen bir ültimatom sonrası Almanya’ya savaş açtı. Britanya hükümetinin isteğini yerine getirmekle yetinmeyip, Çin’i kendi boyunduruğuna girmeye zorladı. Ancak tam da bu noktada ABD’den dur ihtarı geldi. Çünkü eğer Çin, Japon sömürgesi olursa, Japonya süper güç olarak tanınacaktı. ABD buna müsaade etmeyecekti ve diğer müttefik devletlerle yaptığı görüşmeler ile Japonya’nın bölgede dilediği gibi at koşturmasına mani olacaktı. Ancak Japonya pek duracak gibi görünmüyordu. Çin’in bazı şehirleri ve Pasifik’teki bazı adaları ve ayrıca ekvatorun kuzeyindeki bazı bölgelerdeki egemenliği, müttefiklere yaptığı devasa yardımlar sayesinde tanınmıştı. Japonya ayrıca Hindistan üzerinde de bir miktar söz sahibi olmuştu.

Tüm bunlara savaş döneminde Avrupa’daki ekonomik çöküş nedeniyle Japon ihracatının artması ve Japon ekonomisinin bir anda yükselişe geçmesi de eklenince, ABD Japonya’dan deyim yerindeyse iyice kıllanmaya başladı. Japonya artık Britanya, Rusya ve ABD üçlüsü ile masaya oturacak kadar güçlenmişti. ABD ise bu gücü ilk fırsatta bir daha beli doğrulamayacak şekilde çökertecekti ki bu fırsat da II.Dünya Savaşı’nda teslim olmayı kabul etmeyen Japonya’ya karşı atom bombası kullanmak suretiyle tezahhür edecekti.

Tek Neden Bu muydu?

Tek neden bu değildi elbette. Birçoklarına göre Hiroşima ve Nagazaki, Japonya’nın Amerikan donanmasına karşı düzenlediği Pearl Harbor Baskını’nın intikamıydı. Japonların kamikaze dalışlarıyla ABD gemilerine büyük zararlar verdiği Pearl Harbor Baskını’nın amacı ABD’nin Pasifik’teki etkisini azaltmaktı. Çünkü Japonya hammadde ve petrol sıkıntısı çekmeye başlamıştı. Bunda ABD’nin diğer büyük devletleri Japonya’dan uzak tutmasının etkisi büyüktü.

Japonya, Güneydoğu Asya’daki petrol ve hammadde kaynaklarına ulaşabilmek için, II. Dünya Savaşı’na, Pasifik’te kendisine rakip olabilecek tek güç ABD’ye karşı katılmıştı. Pearl Harbor Baskını’nın amacı da rakibin gücünü azaltmaktı. Japonya bu baskında başarılı olduysa da, Amerikan donanmasına çok da bir zarar verememişti. Bunun üzerine, ABD’nin Pasifik’teki üssü olan Midway Adası’na saldırdı. Amaç Amerika donanmasındaki tüm uçak gemilerini batırmaktı. Ancak başarılı olamadı (Midway Savaşı ve uçak gemileri ile ilgili daha geniş bilgi için, Uçak Gemileri ile İlgili Şaşırtıcı Bilgiler yazımıza bakın).

Peki Pearl Harbor Baskını’nın bilançosu ve hedef aldığı kitle, Hiroşima ve Nagazaki’nin bilançosuna ve hedef kitlesine eşdeğer miydi?

Pearl Harbor Baskını, Hiroşima ve Nagazaki’ye Atom Bombası ile Kıyaslanabilir miydi?

Pearl Harbor Baskını’nın gerçekleştirilmesindeki sebepler uzun uzun işlenebilir ancak kısaca değinmek gerekirse, Çin-Japon Savaşları sırasında, Japon İmparatorluğu’nun Çin sivil halkına uyguladığı vahşet, Nanking şehrinde Çinlilere yaptığı geniş çaplı, insanlık dışı katliam ve I. Dünya Savaşı sırasında düşmanı olan Nazi Almanyası ve dönemin faşist yönetimli İtalyası ile kurduğu üçlü koalisyondan rahatsız olan Britanya, Sovyet Rusya ve özellikle Amerika’nın Japonya’ya uyguladığı ambargolar sonucu, Japon İmparatorluğu’nun iyice artan petrol ihtiyacını karşılamak için Asya’ya inme planları sayılabilir.

Pearl Harbor’da Amerikan Pasifik donanmasının bir kısmı zarar görmüş ancak Japonya bu baskında istediği etkiyi yaratamamıştır. İstatistiklere bakıldığında, Amerika’nın Pearl Harbor’da veridiği nerdeyse tümü askeri olan kaybı, Japonya’nın atom bombaları ile verdiği tamamı sivil kayıpla kıyaslanamaz bile.

Japon İmparatorluk Ordusu’nun Atom Bombası’nı Aratacak Katliamları

Nanking katliamı
Bir japon askeri Nanking’li bir sivili vahşice katlediyor

Yazının ilerleyen bölümlerinde Japon militarizmi denilen faşizmin japon halinin, kıyasta atom bombasını bile geride bırakacak derecede vahşice uyguladığı katliamların bazılarından bahsedeceğiz. Her ne kadar günümüz Japonya’sında Japon militarizmi etkileri tamamen silinmiş olsa da, din, devlet, ırk ayırt etmeksizin, faşizmin insanları hangi hallere getirebileceğini, insanlıktan nasıl çıkarabildiğini, masumların kanına girmenin adeta bir zevk haline nasıl gelebildiğini görmek açısından, Amerika’nın attığı atom bombası ile ölen yüzbinlerce masumun yanında, parçalanarak, gözleri oyulup, uzuvları kesilerek, bilimsel deneylerde denek olarak kullanılarak, tezavüzlere uğrayıp karınlarından bebekleri çıkarılarak, onurlarıyla oynanarak gözü dönmüş Japon İmparatorluk askerleri tarafından katledilen yüzbinleri de bilmek faydalı olacaktır.

Şimdi Hiroşima’ya atom bombası atılmadan öncesine dönelim.

Vahşet Planlama Aşamasında Başlamıştı

Atom bombası öncesi hiroşima
Atom bombası atılmadan önce Hiroşima

Henüz atom bombası atılması için şehir seçimi yapılırken, daha önceden bombalanmış şehirler araştırılmaya başlandı. Amaç atacakları atom bombasının şehirdeki yapılara ve insanlara hangi boyutta zarar vereceğini görmekti. Yani bir yönüyle, şehirlere atom bombası atılması bir deneydi. Kalabalık şehirler seçiliyor, staratrjik noktaları, sanayisi, askeri üsleri fazla olan bölgeler aranıyordu.

ABD, Japon halkının günlük hayatını önceden en ince ayrıntısına kadar inceleyerek, en fazla insanın dışarıda olduğu zaman dilimlerini belirlemişti ve atom bombası en fazla insanı etkileyecek olan bu saatlerde atılacaktı. Ayrıca “ground zero” tabir edilen, bombanın düşeceği nokta olarak da askeri sanayinin yoğun olduğu ancak etrafında da işçi evlerinin en fazla olduğu bölgeler araştırılıyordu. Tüm bunlardan yola çıkarak, ABD’nin Japonya’ya atom bombası atmasındaki en büyük neden olarak yaptığı atom bombalarını test etmek görünüyor. Sivil halkı adeta bir kobay gibi kullanarak, binlerce masumun, erkeğin, kadının ve çocuğun bir anda buharşalmasına neden olmak hiç ürkütmemiş miydi onları?

Kayıtlarda, daha sonradan Başkan Truman’ın “Atom bombası askeri hedefler üzerinde kullanılmalıdır, kadınlar ve çocuklar üzerinde değil. Bundan böyle otoritenin izni olmadan asla atom bombası kullanılmayacaktır.” dediği söyleniyor. Bunu kendini aklamak için söylemiş olması kuvvetle muhtemel. Aynı durum II. Dünya Savaşı öncesi ve sırasında Japonya’nın Çin ve Kore’de yaptığı katliamlarda da söz konusu olmuş, Japon İmparatorluk Ordusunun, Japon Hükümeti’nden bağımsız hareket ettiği söylenmiştir.

Ayrıca atom bombasını şehrin üzerinde bırakan pilotun, bombanın ilk andaki şiddetini görünce, “Tanrım, biz ne yaptık!” demesi, atom bombasının nasıl bir tahribata yol açtığını yetersiz de olsa anlatıyor.

Ancak hiçbir şey yapılan toplu katliamın planlanarak ve istenerek yapıldığı gerçeğini değiştirmiyor. Zira Hiroşima’da atom bombasının etkisi açıkça görülmesine rağmen, 3 gün sonra da Nagazaki’ye atom bombası atılmıştı.

Nagazaki’ye atılan atom bombası ile Hiroşima’ya atılan atom bombaları aynı değildi. Hiroşima’ ya atılan Little Boy, Uranyum tipi bir bomba iken, Nagazaki’ye atılan Fat Man ise Plütonyum tipi bir bombaydı. Hiroşima’daki yıkımı gördükten 3 gün sonra, Nagazaki’ye de farklı tip bir bomba atılması ise, ne olursa olsun bombaların test edilmesinde sakınca görülmediğinin kanıtıydı.

Hiroşima’ya Atom Bombası Atılmadan Birkaç Gün Öncesi

Listede bulunan ve stratejik olarak seçilen 4 şehir için bombardıman yasağı getirildi. Bu şehirlere bombardıman yapılmayacağı bilgisi sızdırılarak tüm Japon halkının bunu duyması sağlandı. Plan acımasızca işletiliyordu. Bu şehirlere artık bombardıman yapılmayacağı haberini alan halk, bombardıman altındaki şehirlerden bu şehirlere hızla göç etmeye başladı. Şehirlerin nüfusu, yani atom bombası testinde kobay olarak kullanılacak insan sayısı artmaya devam ediyordu. Atom bombası Little Boy (Küçük Oğlan) için belirlenen 6 Ağustos tarihine kadar bu şehirler oldukça sakin birkaç gün geçirdiler. İnsanlar nedeyse günlük hayatlarına normal olarak devam ediyordu. Anneler çocuklarını okullara gönderdiler, çocuklar sokaklarda oynamaya çıktılar. İşçiler çalışmak için fabrikalarına gittiler.

6 Ağustos Günü: Cehennemin Dünyadaki Görüntüsü

Atom bombası sonrası hiroşima
Atom bombası tüm şehri yok ettikten sonra Hiroşima

6 Ağustos sabahı erken saatlerde, daha önceden belirlendiği gibi, halkın en aktif olduğu, insanların çoğunlukla dışarıda olduğu sabah saatlerinde bombanın bırakılması için Enola Gay isimli savaş uçağı harekete geçti. Bir gün önceden keşif uçuşu yapan uçak pilotunun tahmini doğruydu.  O gün Hiroşima’da günlük güneşlik bir gün vardı. Ancak saatler 08:16 yı gösterdiğinde her yanı saracak olan ateş topunun parlaklığı güneşin o parıl parıl ışında bile gözleri kör edecek kadar fazla olacaktı.

Bombanın patladığı noktaya 1 kilometreye kadar mesafede olanlar, 3000 ºc’ye çıkan sıcaklıkla simsiyah karbon parçalarına dönüştüler ve rüzgarla savrulup yok oldular. 3 kilometre mesafedekilerin giyisileri tutuştu, vücutları yandı, derileri dökülmeye başladı. Gözleri ışığın parlaklığından birkaç saatliğine kör oldu. Saldırıdan sağ kurtulan, patlama noktasından 1,5 kilometre uzaklıktaki okulunda bulunan ve o zamanlar sadece 8 yaşında olan bir kurbanın, “ışığın gözlerime gelmesini engellemek için ellerimi gözlerime götürdüğümde, tıpkı bir röntgene bakar gibi kemiklerimi gördüm ve sonra nasıl oldu bilmiyorum okulumuz bir anda üzerimize yıkıldı” ifadesi, ışığın, rüzgarın radyasyonun şiddetini açıkça anlatıyor. 7 kilometre ötede bulunanlarda dahi 3.derece yanıklar oluştu.

Atom bombasının etkileri
Atom bombasının uzun vadede yarattığı yıkım

Şehrin tamamı yok olmuştu ve ölmekte olan, yardım arayan insanlara yardım edilebilecek ne bir hastane ne de sağlık personeli kalmıştı. 10 binlerce insan ilk anda, yine on binlercesi bir saat içerisinde öldü. Sağ kalanlardan bir çoğu da radyasyon zehirlenmesi nedeniyle en fazla birkaç hafta yaşayabildiler.

İkinci Hedef Nagazaki Nasıl Seçildi

Hiroşima’ya atılan atom bombası sonrası, Japonya’nın halen teslim olmadığı neden gösterilerek, bu kez Nagazaki’ye Plütonyum tipi Fat Man (Şişman Adam) atıldı. Nagazaki aslında listenin sonunda bulunuyordu. Hatta Nagazaki, listenin sonuna el yazısıyla “and Nagasaki” olarak eklenmişti ancak kimin eklediği hiçbir zaman netlik kazanmadı. Nagazaki’nin listede başta yer almamasında birkaç neden rol oynuyordu fakat en önemlisi, burada Amerikan savaş esirlerinin tutulduğu bir askeri hapishane bulunmasıydı. Ancak Amerikan hükümetinin, testlerini gerçekleştirmek uğruna kendi vatandaşlarını bile hiçe sayacak kadar gözü dönmüştü. Bunun haricinde Nagazaki’nin derin bir vadinin dibinde bulunması ve etrafının tamamen dağlarla çevrili olması, bombanın gücünü tam doğrulukla tespit edememelerine neden olabilirdi.

Nagazaki atom bombası
Atom bombasının patlama anı

Listedeki diğer şehirler Kyoto ve Yokohama idi, ancak Yokohama daha önceden bombalandığı gerekçesi ile Kyoto ise kültürel konumu sebebiyle listeden listeden çıkarıldı. Sonunda listede sadece iki şehir kalmıştı. Kokura ve Nagazaki.

İlk Hedef Kokura İdi

Kokura ilk hedefti ancak bombayı bırakacak olan uçak şehrin üzerine vardığında, bombanın bırakılması karalaştırılan nokta olan Mitsubishi askeri tesisinin üzerinde bulunan sis bulutunun görüşü tamamen kapattığını fark etti.
Bombayı atacak uçağa verilen emir, hedefi görmeden bombayı bırakmaması yönündeydi, radar sistemi kesinlikle kullanılmayacak, hedef görülerek vurulacaktı. Ancak bu yoğun sis bulutu hedefin görülmesini olanaksız kılmıştı. Yalnızca askeri hedeflerin üzerinde bulunan bu yoğun sisin nedeni ise çözülememişti. Sis bulutu için, askeri binalarda bulunan mühendislerin tehlikeyi fark edip bilinçli olarak duman saldığı, aynı anlarda Amerika’nın bombaladığı başka bir Japon şehri olan Yawata’dan gelen toz bulutları gibi hipotezler üretilse de sebebi hiçbir zaman kesin olarak anlaşılamadı. Uçak şehrin üzerinde yaklaşık 45 dakika dolaştı ancak bulutlar dağılmadı. Bunun üzerine yakıtının tükenmesi ve geri döneöeöe korkusu yaşayan pilot, elindeki son hedef olan Nagazaki’ye yöneldi.

9 Ağustos 1945: Nagazaki’ye Atom Bombası Atılıyor

Kokura’da hedefin görülememesi nedeniyle Nagazaki’ye yönelen, Fat Man kod adlı Plütonyum bombasını taşıyan uçak saat 10:30 civarında Nagazaki semalarındaydı. Bir süre etrafı gözlemleyen ve verilen emire göre bombayı bırakması gereken hedefi çıplak gözle görmek için irtifa düşüren pilot, saat 11:02’de Nagazaki üzerine bombayı bıraktı ve ilk anda 70.000 insanın öldüğünden habersiz dönüş yolunu tuttu.

Bombanın askeri fabrikaların bulunduğu noktaya bırakıldığı söylense de, bombanın düştüğü yer hiç de askeri bir bölge değildi. Okulların, hastanelerin yoğun olduğu bir yerleşim bölgesiydi ve bombanın ilk patlama anındaki binlerce ve belki hatta milyonlarca derece sıcaklığa maruz kalarak eriyip yok olanların çoğunluğu çocuklardı. Bombanın ilk anda yok ettiği bölgede bulunan yapıların bazıları şöyle idi:

Nagazaki Hapishanesi, Mitsubishi Hastanesi, Nagazaki Sağlık Koleji, Chinzei Lisesi, Shiroyama Okulu, Urakami Katedrali, Körler ve Sağırlar Okulu, Yamazato Okulu, Nagazaki Üniversite Hastanesi, Mitsubishi Erkek Okulu, Nagazaki Verem Kliniği, Keiho Erkek Lisesi. Görüldüğü gibi okulların yoğun olduğu bir bölge bir anda yok edilmişti.

Ne kadar içten bir sesleniştir bilinmez ama Amerikan Dış İşleri Sözcüsü, daha sonra günlüğüne, duyduğu vicdan azabını şöyle yazmıştı: “Duyduğum vicdan azabından kurtulamıyorum, inanamıyorum, onca çocuk!” 240 bin nüfuslu Nagazaki’de ilk anda 70.000 kişi öldü. Daha sonra ise radyasyonun etkileri ve ağır yanıklar nedeniyle ölenlerin sayısı 140 bini geçti.

Hiroşima ve Nagazaki’de Amerikalılar ve Koreliler de Öldü

Nagazaki’de tutsak olan Amerikan askerleri atom bombası ile kendi devletinin öldürdükleri arasında idi. Amerikan hükümeti, kendi eliyle kendi vatandaşlarını öldürdüğünü dünyadan özellikle de ölen askerlerin ailelerinden sakladığı için sayıları hiçbir zaman kesin olarak bilinemedi. Ayrıca atom bombası sonucu Hiroşima’da ölen her 7 kişiden birinin Koreli olduğu ve bu Korelilerin, Japon İmparatorluk Ordusu tarafından zorla çalıştırılmak üzere Japonya’ya getirilen masumlar olduğu da biliniyor. Saldırıdan sağ kurtulan Koreliler, ömürleri boyunca, Hiroşima mağduru olarak tanınmak için çaba verdi ancak bu çabaları sonuçsuz kaldı. Kurtulan Korelilerden yalnızca biri, çifte Hiroşima kazazedesi olarak tarihe geçti.

Çifte Hiroşima Kazazedesi

Hiroşima’ya atom bombası atıldığı gün, çalışmak üzere orada bulunan ve o cehemmem gününü yaşayan çifte hiroşima kazazedesi, 7 Ağustos’ta hafif yaralarla Nagazaki’deki evine döndü ve 9 Ağustos’ta Nagazaki’ye atılan atom bombasının da mağduru oldu. Ancak şans eseri buradan da sağ kurtuldu. Tarihe “Çifte Hiroşima Kazazedesi” olarak geçti. Japonların II. Dünya Savaşı sırasında Korelilere yaptığı zulmün de bir sembolü oldu. Ancak Japon İmparatorluk Ordusu’nun zulümleri ve katliamları sadece Korelilerle sınırlı değildi. Zamanın militarist faşist Japon Ordusu, tarihinin en kanlı ve en vahşi katliamını Çin’in Nanking (Nanjing olarak da bilinir) şehrinde yaptı.

Japon Tarihinin En Büyük Utancı: Nanking Katliamı

Nanking katliamı
Bir Japon İmparatorluk Ordusu askeri katlettiği insanlarla poz verirken

Nanking katliamı, Japon impararorluk askerlerinin gözü dönmüşçesine Çin’in Nanking şehrinde yaşayan insanları katletmesiyle bilinir. Özellikle önlerine çıkan çocuk yetişkin ayrımı yapmaksızın kadınlara tecavüzlerle, cinsel organlarının kesilmesi, hamile kadınların karınlarından bebeklerinin çıkarılması gibi vahşice, insanlık dışı savaş suçları ile öne çıkar.

Amaçları Çin’i kendi boyundurukları altına girmeye zorlamaktır.

Japon askerleri Nanking şehrine girdiklerinin birinci ayında 80.000 kadına tecavüz etmiş ve askeri genelevlere göndermişlerdir. Aralık 1937 ile Şubat 1938 tarihleri arasında sürdürdükleri katliamda, 300.000 kişiyi öldürdükleri ve 200.000 kadına tecavüz ettikten sonra genelevlere gönderdikleri kayıtlara geçmiştir. Genelevlere gönderilen kadınların akibeti de öldürülenlerden farklı olmamıştır sanıyoruz. Katliamdan sorumlu tutulan iki Japon Generali Uzak Doğu Mahkemeleri tarafından idam cezasına çarptırılarak infaz edilse de, bu iğrenç, insanlık dışı vahşetin üzerini örtmeye yetmemiştir.

Katliamdan sağ kurtulanların (nerdeyse hiçbirinin vücudu tam değildir) anlattıkları, insanı insanlığından utandıracak cinsten, sapıkça ve canice. Bünyeniz az sonra okuyacaklarınız kaldıramayabilir. Bu nedenle dilerseniz yazının alıntılardan oluşan bu bölümünü okumadan geçin.
[su_quote cite=”Nanking Katliamı Mağduru”]Japon askerleri şehrimize geldiler be beni küçük bakire kızların yerlerini söylemem için zorladılar. Böyle insanlık dışı bir şeyi yapmaktansa, ölmeyi yeğeledim ve onlara karşı çıktım ve bağırdım. Bir japon subayı kılıcıyla dudaklarımı kesti ve dişlerimi yerinden söktü[/su_quote]

[su_quote cite=”Nanking Katliamı Tanığı”]Babalar kendi kızlarıyla, erkek kardeşler kendi kız kardeşleriyle, oğullar anneleriyle ilişkiye girmeye zorlandı.[/su_quote]
[su_quote cite=”Nanking Katliamı Tanığı”]Caddelerde yerlerde yatan çok fazla kadın vardı. Bunlar ya tecavüze uğramış ya da öldürülmüşlerdi, memeleri kesilmişti ve öylece bırakılmışlardı. Bazıları karnından süngülenmişti, cinsel organları kesilmiş ve dışarı çıkarılmıştı, bazılarının vajinalarına kağıt ya da tahta parçaları sokulmuştu ve halen yaşayanlar vardı.[/su_quote]
[su_quote cite=”Nanking Katliamı Tanığı”]Bazen, Japonlar daha verimli kullanabilmek için, ergenliğe bile girmemiş kızların cinsel organlarını keserek açıyorlardı.[/su_quote]

Bize bu anlatılan vahşet çok da yabancı gelmiyor aslında, faşist her yerde faşist ve tüm faşistler buldukları ilk fırsatta, kendilerine düşman gördüklerinin kadınlarının kızlarının ırzına geçti, kesti, biçti, karınlarından bebeklerini çıkardı. Vahşet aynı vahşetti, dehşet aynı dehşet. Bir insanın ruhuna faşizm bir kez işlemişse, o insan artık insan değildir. Bunu yeryüzünde yapılan tüm katliamlarda görmek mümkündür.

Günümüz Japonya’sı bu faşist militarist yapıdan tamamen sıyrılmış olsa da 300.000 kişinin ölümüne ve 200.000 kadının tecavüze uğraması gibi atom bombasını aratmayacak bir bilançoya sahip bu katliam, Japon tarihinde kara bir lekedir.

Her daim konuşulan Nazi Almanyası’ndaki sapık ruhlu doktorların insan deneylerini aratmayacak olan bir vahşet de yine faşist Japon İmparatorluğu döneminde gerçekleştirilmiştir.

Birim 731 Deneyleri

Bu deneylerde, çoğunluğu Çinli ve Koreli olan esirler üzerinde insanlık dışı araştırmalar yapıldı. Anestezi verilmeden kol ve bacakların kesilmesi ve ne kadar sürede öldüklerinin ölçülmesi, aşırı sıcak ve aşırı soğuk ortamlarda tutarak ne kadar sürede donduklarının ya da eridiklerinin hesaplanması, yüksek yerlerden atıldığında insanın hangi şekilde düştüğünde daha çabuk öldüğünün araştırılması için 20 metredenaşağı atma, aşırı hızlı fanların karşısında tutularak derilerinin ne kadar sürede parçalandığının incelenmesi, iç organların anestezisiz alınarak ne kadar süre organsız yaşayabildiklerinin hesaplanması gibi vahşice, sapıkça şeyler yapıldı.

Bu birimde görevli olan bir doktorun ağzından çıkan, “İlk görevimde çok korktum, yapacağım şey karşısında dehşete kapıldım. İkincide ise artık alışmıştım. Üçüncü görevimde ise artık zevk alıyordum.” ifadeleri, vahşete ucundan kıyısından bir kez yaklaşan bir kişinin nasıl kısa sürede vahşi bir hayvana dönüşebildiğinin de kanıtı.

Bkz: Japon Savaş Suçları

Amerika Tüm Dünyaya Göz Dağı Verdi

Atom bombalarının atılmasındaki son neden ise, Amerika’nın karşısına çıkabilecek tüm dünya ülkelerine göz dağı vermekti. Ayrıca Sovyet Rusya’nın savaşı bitirmek amacıyla da olsa Japonya’ya girmesini istemiyordu. Bu çıkarlarına tersti. Attığı atom bombalaro her iki emelini de gerçekleştirmesini sağlayacaktı. Pişman olundu mu, bir daha yapılır mı bilinmez ama Amerika tarihe düşürdüğü bu kara leke ile akıllarda hep soru işaretleri ile kaldı.

Sonuç: Savaşanlar Hep Hükümetler, Ölenler ise Masum Sivillerdi

Bu nedenledir ki hem Amerikan vahşetini hem de Japon vahşetini gören bizler, yine de “etme bulma dünyası” diyemiyoruz.

Savaşların son bulması, savaşılsa dahi sivillerden uzak durulması dileğiyle yazımızı sonlandırıyoruz. Bu uzun yazıyı, merakla sonuna kadar okuduğunuz için teşekkür ediyoruz.

Leave your vote

0 points
Upvote Downvote

Total votes: 0

Upvotes: 0

Upvotes percentage: 0.000000%

Downvotes: 0

Downvotes percentage: 0.000000%