Kısmetse Olur Programı Bitti mi Yoksa Olabilemez Nayır

0

Bu yazı Kısmetse Olur programı ile ilgili, içinde beyin açıcı hiçbir unsur barındırmıyor, paniğe gerek yok tamamen evlilik programı uyutucusu formatında. Okumaya devam edebiliriz yani. Yazıda kesinlikle bizi düşünmeye sevk edecek hiçbir şey yok rahat olun. Mesela kesinlikle bizlere vücuda alınan ilk adi şeker molekülü ile biyolojik ölümün geri sayım sayacının çalışmaya başladığından falan bahsetmiyor. Huzurla okumaya devam edebiliriz. Onun yerine sanıyorum Kanal D’de oynayan (yanlışsam düzeltin ya da boşverin ya) evlilik programı Kısmetse Olur’un neden artık oynamadığını falan anlatıcak bu yazı (az sonra bakıp size de söyleyeceğim neden oynamadığını).

Kesinlikle içimizde adına hakikat denen bir yer olduğunu ve oraya ulaşmamız gerektiğini falan söylemiyor bize, çok şükür. Hele insanlığı o hakikatin kurtaracağını hiç söylemiyor. Kısmetse Olur artık oynamayacakmış televizyonda, onun yerine internette yayınlanacakmış. Şimdi biz şöyle düşünmeliyiz, bu tür programlar halkı uyuttuğu için televizyondan kaldırılıyor. İntetnette de izlemek istemeyen izlemesin değil mi?! Evet tabii ki bu yazıda kazın ayağının öyle olmadığı falan yazmıyor. Aslında olanın dijitalleşmeye başlayan her şeyin içine serpiştirilen reklamların sahiplerine para kazandırabilmek falan olduğunu da söylemiyor bu yazı, içimiz rahat olsun. İnsanların hakikate verdiği bir söz olduğunu ve hayatın aslında bu sözü hatırlamakla başladığını kesinlikle sözlemiyor. Bu bir Kısmetse Olur yazısı. O yüzden hiç beynimizi yormadan okumaya devam ediyoruz.

Çok karşı çıkılan Evrim Teorisinin aslında geriye doğru olduğundan ve hedefin ÖZ, HAKİKAT, HAKK, GERÇEK, IŞIK, ENERJİ, NOKTA, YOKLUK, BİRLİK her ne derseniz o olduğundan falan hiç bahsetmiyor, şükürler olsun.

Fazla uzatmayalım, neymiş Kısmetse Olur bundan sonra internetten yayınlanacakmış. Kısmetse Olur bitti mi diye çok merak etmişiz. Olur mu hiç korkmayın yahu. Bit’memesi lazım 🙂 Tek bilmemiz gereken bu zaten. Hayy’di eyvallah dostlar. Kısmetse biter ya Hu.

Hayata Güvenin – Sri Mooji

0

Hayat ilgin
İlgin linç hakikate
ilgilenme bırak aksın
aksın bulsun
yol akılana varır
Akan sen
Akılan sen
süzme
eleme
bekleme
bak
sadece kalbine
düşünme
istiyorsan söyle
ne istediğini biliyorsan al
sır yok
sır sensin
sır benim
sır kalpte
ruha akan tende
yok olmaktan korkma
var ol yokta
tek var o da yok
O ol
yoksan olursun
var et
yarını değil
yarın yok
dün?
dün yok
var et
An’ı
sen AN’dasın
evren ANda
var et AN’ı
AN ol
ben diyeni bul
kimdir ben diyen
ben diyen olduğunu fark eden kim
onu bul
ben diyen biri olduğunu fark eden biri olduğunu fark eden kim
onu ara
bulduğunda boşluk ol
olursun
O ol
Öl
Doğ
Ak
Yan
Dön
O

İnternet Üzerinden Kişisel Gelişim Mümkün mü

0

Kişisel Gelişim Deyince Ne Anlıyoruz ve Ne Anlamalıyız?

Kişisel gelişim denince hayale gelen dış dünyanın istekler ve arzular doğrultusunda değişimi olsa da, kişisel gelişim esas itibariyle kişinin iç dünyasına yolculuğu, gerçekten kim olduğunu bulması, dış dünyanın ve çevrenin dayatmalarının olmadığı bir alanda kişinin karakterini ve egonun alanı dışında kalan benliğini bulmasıdır. Bu yolculuğu gerçekleştirmenin en doğru yolu kişinin tüm dış uyaranlardan arınarak, ego ve hırslarını bir kenara bırakarak ve şartlardan ve durumlardan bağımsız bir şekilde özüne bakması olsa da, internet üzerinden bulabileceğiniz makaleler, meditasyon teknikleri, enerjinizi temizlemek için uygulanabilecek çalışmalar; konsantrenizi sadece ve sadece iç dünyanıza çevirebilmenize yardımcı olabilir.

Kişisel Gelişim Uzmanları ile İletişime Geçebilirsiniz

Ayrıca nasıl bir yol izlemeniz gerektiğinden emin değilseniz, internet üzerinden de iletişime geçebileceğiniz Kişisel Gelişim Uzmanlarından da yarım alabilirsiniz. Bilinçli zihninizi ve günlük hayatın tüm karmaşasını susturabilmek için meditasyon yapmanız gerekebilir. Meditasyonu da bir uzmandan öğrenebileceğiniz gibi internet üzerinden bulabileceğiniz birçok teknik ile de kendinizi geliştirebilirsiniz.

Diğer İnsanların Deneyimlerinden Yararlanabilirsiniz

Bu konuyla ilgili olan videoları izleyebilir, kişisel gelişim üzerine yazılmış yazıları okuyabilir ve insanların deneyimlerinden yararlanabilirsiniz. Yabancı diliniz varsa şansınız biraz daha artıyor çünkü yabancılar bu işe çok önem veriyor. İzleyebileceğiniz içerik sayısı ve kalitesi artmış oluyor bu durumda. Tabii Türkçe kaynaklar arasında da faydalanabileceğiniz oldukça kaliteli kaynaklar da mevcut ancak sayıca oldukça kısıtlı maalesef. İsim isim zikredemesek de internet üzerinden arama yaptığınızda onlarla zaten karşılaşacaksınız.

İnternette Kişisel Gelişim Nasıl Olur?

Öncelikle size en yakın gelen en samimi hissettiğiniz içerikler hangileriyse bunları tarayarak başlayın. Sonra bu çerçeveyi biraz genişletin başka içerikleri de deneyin bir tanesine bağlı kalmaktan sakının. İşin en zor kısmı sizin, çünkü kendinizi geliştirmeye bazı konularda değiştirmeye karar veren siz, bunun için zor yollardan geçeceksiniz. Ama merak etmeyin her yol geçilmek için inşaa edilir, zorluklar aşılmak için vardır, engeller de sizi varacağınız hedefe götüren birer vasıtadır ve yoldaki engeller ne kadar çoksa hedef de o oranda büyük ve mükemmeldir.

İnternette kişisel gelişim için bazı ipuçlarını ise şöyle toparlayalım;

– Kendinizi geliştirmeye yönelik çıktığınız bu yolda kararlı olun ve bunda ısrarcı olun.
– Takip edeceğiniz kaynakları iyi seçin kaliteli ve özgün içerikli kaynaklar tercih sebebiniz olsun.
– Bol bol okuyun, izleyin, not alın sonra bunları hayatınızda uygulayın. Uygulamadığınız her bilgi unutulmaya mahkûm ne yazık ki.
– Bir anda kendinizden büyük değişimler beklemeyin bunlar yavaş yavaş ve zaman içinde olan şeyler o yüzden aceleci olmayın sabırla yaklaşın bu süreci böylece daha rahat geçirebilirsiniz.
– Kişisel gelişim hayatın sadece bir bölümünde elzem olan bir ihtiyaç gibi değil bunu kabul ederek çıkın bu yola. Her an her saniye dünyada bir şeyler değişmekte ve gelişmekte. Sizin de bu düzene ayak uydurabilmeniz için kendinizi her zaman geliştirmeniz gerekiyor.

Kendinizi geliştireceğiniz günlerin yakın olması dileğimizle.

Elleri Dünyaya Kor-

0

Kalbini kor ateşler yakardı
Yine kalbini kor-du her imdada

Elleri ateş parçası
Allah muhafaza

İki eli karşılaşsa dünya yanacak

Cisimli miydi gözlerinin önündeki
bilemezdi
Bilmese de olurdu
Olan yine hep ona olurdu da
Olduramazdı olmaya ramak kalanı

Hayat hep bir gel git masalı anlatıp dururdu ya
Masalların sonu ya hayaldi ya

yok-tu

Söndürürken gözlerinin ferini
Anladı ki ne gözlerinde fer ne tanıdık bir zafer

yoktu

Sustu

Dudaklarını ısıtırken son nefesin son hecesi
Alabildiğine yüksek bir çukurun tepesinden
Yine kendi yokluğunda sırr oldu

imza-sibel-baklaci

Yürekten Dökülen: Affet Bebek

0

HİÇ UTANMIYOR MUYDU?

mutluyum diyordu
hiç utanmıyordu
mutluydu
bir bebeğin cansız bedeni savaş yıkıntıları arasında yatarken
mutluyum diyordu
hiç utanmıyor muydu?

ölmemek için sigara içmiyordu
ölmemek için
bir bebek artık annesine bakamıyorken
ölmemek için kendine çok iyi bakıyordu

güzelliği mi gitmişti
güzelleşmeliydi
bakım yapmalı
hafif sertleşen ayaklarını yere basmamalıydı
bir bebek henüz ayaklarının üzerine basmanın ne demek olduğunu bile öğrenemeden yıkıntıların arasında cansızdı

mutluydu
sigara da içmiyordu
ayakları
ayakları bebek ayağı gibiydi
yıkıntıların arasında bir bebek ayağı

Güzel bebek
ölmeliyiz
sen ölmeden önce
sen ölmeden önce
ölmeliyiz
sen orada kurban olunası ayaklarınla yatarken
önce mutluluğu öldürüp
sen ölmeden ölmeliyiz

imza-sibel-baklaci

Uydu Nedir ve Yörüngede Neden Bulunur?

0
Gözlem uydusu

Yörüngede bulunan binlerce uydu hakkında hemen hiç kimse bilgi sahibi değil gibi görünüyor. Bizler genellikle uyduların yalnızca yayınları aldığımız iletişim araçları olduklarını düşünürüz. Oysa yörüngemizde çok sayıda uydu bulunuyor ve bunlardan bazılarının mantık sınırlarını zorlayan özelliklere sahip olduğu biliniyor.

Yörüngedeki Gözlem Uyduları Çoğunlukla ABD’ye Ait

Gözlem uydusu
Uydudan Abd şehir ışıkları

Özellikle Amerikan hükümetine ait çok sayıda hareketli gözlem uydusu olduğu ve istihbarat çalışmalarının görsel verilerine bu uydular üzerinden ulaşıldığı tahmin ediliyor. Tabii resmi kaynaklar bu bilgileri hiçbir zaman onaylamıyor, ancak sivil araştırmacıların bu uyduları tespit ettiği de bilinen bir gerçek.
Bilinen gözlem uyduları, meteorolojik veriler ve GPS koordinatları için uluslararası nitelik taşıyor ve pek de karmaşık özelliklere sahip değiller. İletişim uyduları ise teknolojilerine bağlı olarak çok farklı özelliklere sahip olabiliyorlar. Tahmin edebileceğiniz gibi en kapsamlı iletişim uyduları Amerika Birleşik Devletlerine ait.

İletişim uydularının gözlem yeteneğinin olmadığı söylense de, teknolojinin geldiği nokta bunun ne kadar gerçek olduğu konusunda birkaç kez daha düşünmemizi öğütlüyor gibi.

Yörüngede Aktif Olan En Az 1500 Uydu Var

Başlangıçtan günümüze kadar yörüngeye 4000’in üzerinde uydu fırlatılmış. Ancak bunların 2500 tanesinin artık gereksinimleri karşılamadığı için kullanılmaz durumda olduğu biliniyor. Bu atıl durumdaki uydular da yörüngede dönmeye devam ediyor ve adeta bir uydu çöplüğü oluşturuyorlar. Aktif durumda 1500 kadar resmi olarak kayıtlı uydu bulunuyor.

Peki resmi olmayan uydu var mı?

Elbette bunu bilmek mümkün değil. Zira uzay araştırmaları konusunda ulusların hava sahaları dahilinde özgürlükleri söz konusu olmakla birlikte, yörünge tüm uluslar için açıktır. Bu teknolojiye sahip olan tüm uluslar diledikleri sayıda uyduyu gerekli güvenlik tedbirlerini alarak yörüngeye yerleştirebilir. Tabii yörüngede mutlak üstünlük yine Amerika’ya ait olduğu için, yörüngenin kontrolü fiilen Amerika’nın elindedir. Dolayısıyla başta bu ülke olmak üzere, uydu üretme kapasitesine sahip ülkelerin yörüngeye yerleştirdikleri uydular hakkında yeryüzünden istihbarat sahibi olabilmemiz söz konusu değil gibi görünüyor. Ancak yörüngede Amerika’ya ait, gözlem uyduları olduğu ve bu uyduların çok ciddi yeteneklere sahip olduğu da iddialar arasında.

Desimetreküp Boyutunda Gözlem

Teknoloji kulislerindeki söylentilere göre, boyutları konvansiyonel uydulara oranla hayli küçük olan gözlem uydularının üzerinde son derece gelişmiş görüntüleme ekipmanları olduğu, yeryüzünü görsel ve termal olarak tarayıp, desimetreküp boyutuna kadar detaylandırılabilen gözlemler yapabildikleri iddia edilmekte. Bazı kaynaklara göre Amerika bu uyduları, Afganistan, Irak ve Suriye gibi bölgelerde askerine rehberlik etmek üzere kullanıyor. Her ne kadar insansız hava araçları ile de yaklaşık aynı sonuçlara ulaşılabiliyor olsa da, uyduların üzerine kalıcı olarak konuşlandırılmış olması muhtemel silah sistemleri de korkutucu söylentiler arasında bulunuyor.

Söylentilerin Korkutuculuğu Geçmişle Bağlantılı

Bunlar sadece söylenti deyip, yokmuş gibi hayatımıza devam edebiliriz ancak geçmişte de söylenti hatta hayal olarak gördüğümüz ve hatta bilim kurgu filmlerinde bayılarak izlediğimiz potansiyel tehlikelerin gerçek olması 50 yıldan az bir zaman aldı. İşte bu nedenledir ki şu an söylenti olduğu iddia edilen konular gerginlik kaynağı olarak hayatlarımızda yerini koruyor. Tüm bu ihtimaller dahilinde sanıyoruz ki yapabileceğimiz tek şey teknodevlerin teknolojiyi iyi ve güzel için kullanmalarını dilemek. Umuyoruz ki hiçbir devlet teknolojinin nimetleri konusunda niyetini bozmaz.

Göktürk 1 Gözlem Uydusu Fransız Guyanasından Fırlatılmıştı

Türklerin yörüngeye son gönderdiği uydu Göktürk 1 hem askeri hem sivil amaçlı dünyanın her yanından çok yüksek çözünürlüklü görüntüler sağlayacak. 2012’de yörüngeye fırlatılan Göktürk 2’den sonra 2. askeri uydu olmakla birlikte, Göktürk 2’den çok daha gelişmiş özelliklere sahip.Gözlem uydusu

GÖKTÜRK-1 projesi, Hava Kuvvetleri Komutanlığının projesi olarak, TAI, ASELSAN, TUBITAK, UEKAE, ROKETSAN,TR TECNOLOGY gibi Türk ortaklarının katılımı ve Thales Alenia Space sorumluluğunda yürütülmüştür. Yakıtsız olarak yaklaşık 1070 kg kütleye sahip GÖKTÜRK-1, yüksek çözünürlüklü optik kameraya sahip olup, güneş eş zamanlı yörüngede görev yapacaktır.

Kurtların Hayatı Bizimkine Benzer

Kurtlar

Merhaba arkadaşlar, yeni bir yazıyla karşınızdayım. Bugünki konumuz kurtlar. Hayatları insanlarınkine çok benzer. Hadi hep beraber okuyalım.

Kurtlarda da Aile Yapısı Var

 

Kurtlar ve sürü yaşamı
Bir kurt sürüsü

 

Kurtlar anne, baba, çocuklar, büyükanne ve büyükbabadan oluşur ne kadar benzerlik varmış bizimle değil mi? Kurtlar ailelerinin lideri olarak anne ve babayı tercih ederler. Sürünün çoğalması, yeni yavrularla ailenin (sürünün) genişlemesi sadece bu iki liderin sorumluluğundadır. Diğer kurtlar çiftleşmezler ve yavru doğurmazlar. Bu kural bir nedenden dolayı vardır. Diğer kurtların görevi yavruların başından ayrılmaması gereken anne kurda yiyecek getirmesi gereken bir babayı korumak ve sürünün güvenliğini sağlamaktır. Diğer kurtlar da yavru yapsaydı, zaten 10-15 kurttan oluşan sürüde güvenliği sağlayacak kurt kalmazdı.

Avlandıktan sonra yemek olayında da sürünün liderleri yani dişi ve erkek kurt önce karnını doyurur. Diğerleri onlar avı bıraktıktan sonra yerler. Bunun nedeni de sürünün çoğalmasını sağlayan anne ve baba kurtların yaşamasının öncelikli olmasıdır.

Sürü liderleri olan anne-baba kurtlardan biri ölürse, kalan lider kendine sürünün en güçlü erkeğini/dişisini seçer ve nesli devam ettirir. Her iki lider de ölürse, kalan kurtlar liderlik için savaşabilir ve bunun sonucunda ya sürü yok olur ya da baskın iki kurt yeni liderler olurlar.

Anne Kurt Yeni Doğan Yavruyu İki Ay Boyunca Babasına Bile Göstermez

Yavru kurtlar
İki aydan büyük bir yavru kurt

Anne kurtlar yavrularını doğurduktan sonra kimseyi (bu aileden biride olabilir) yanlarına yaklaştırmazlar. Baba kurt bile olsa, eğer yaklşmaya kalkarlarsa anne kurt hırlar ama o yaklaşmaya çalışan aileden biri bile olsa sinirlenmez tam tersine bunu anlayışla karşılar çünkü bu yavrularını korumak içindir, yavrular henüz kimsenin karşısına çıkarılmaz. Bunun nedeni kurt yavrularının en az iki aylık olana kadar yürüyemeyecek, çok iyi göremeyecek ve duyamayacak olmasıdır. Yani aşırı savunmasızlardır. Genellikle anne kurt 4-6 yavru doğurur ve iki aylık olana kadar onlarla tek başına özel olarak ilgilenir. Bu dönemde anne kurt avlanmaya çıkmaz. Yavrularının başından ayrılmaz. Yavrular avlanma yaşına gelene kadar babaları onlara yiyecek getirir. Anneleri ise babaları yiyecek getirmek için geldiğinde hırlamaz. Bu sadece baba kurtun yiyecek getirmesine özel bir davranıştır. Ama baba kurt bunun çok uzun süreli olmayacağını bilir, yiyeceği bırakınca hemen gider. Gitmezse anne kurt onu uzaklaştırmak için hırlar. İşte baba kurt için bu hayat yavrusunu görmeden sürer ta ki yavrusu büyüyene kadar.

Yavrular Önce Bir Büyükle Birlikte Avlanır

Kurtlar ve avlanma
Av sonrası beslenen bir kurt

O zaman yavrular ailesine görünmeye başlar, bütün aile kuyruklarını sallayarak yavruları karşılarlar. Yavru artık büyümek zorundadır ava gider ama yanında bir büyük gönderilir. Yavru kurdun yanunda gönderilen yetişkin kurt artık onun büyüdüğüne karar verdiğinde, artık yavru da tek başına avlanabilecek kadar büyümüş demektir.

Kurtların İnsanlardan Farklı Yönleri de Var Tabii

wolf-1341881_1280Mesela kurtlar insanlardan yaklaşık 500 kat daha iyi duyar. Bu demek oluyor ki, bir kurt 5 km ötedeki bir başka hayvanı duyabilir. Hatta insanı da. Ayrıca kurtların koklama duyuları da aşırı gelişmiştir. 1,5 km ötedeki bir hayvanın kokusunu alabilirler. Kanın kokusunu ise çok daha uzaklardan alırlar. Kanın kokusuna gitmelerinin nedeni ise, hayvanın zaten ölmek üzere olduğunu düşünmeleri ve bu ölmek üzere olan hayvanı başka hayvanlar tarafından bulunmadan bulmak ve beslenmek istemeleridir.

Kurtlar Sanıldığının Aksine İnsanlardan Korkarlar

Kurtlar insanlarldan mümkün olduğunca uzak yaşarlar. Çevrede insan olduğunu hissettiklerinde saklanırlar ve gitmelerini beklerler. Tok bir kurt hayvanlar da dahil olmak üzere kimseye saldırmaz. Tabii ona saldırırsanız iş değişir. Kendini korumak için o da size saldırır. İnsanları sevmezler çünkü insanlar onlara saçma sapan istekleri için zarar verir. Kürkünü, dişlerini almak için onları acımadan öldürürler. Sevmemekte hiç haksız değiller.

Kurtlar Evcilleştirilemez

Bir kurt yavrusu iki aylık olmadan bulunur ve bir insan tarafından yetiştirilirse, 1 yaşına kadar evcil gibi yaşayabilir. Ancak 1 yaşından sonra genetik ve içgüdüsel olarak avlanma ve vahşi doğada yaşama arzusu onu tekrar vahşileştirir ve insanlar için tehlikeli bir hal alır.

Not: Kurtlar mecbur kalmadıkça insan yemezler. Onlar sadece ormandaki ölü hayvanları yerler. Çok çok aç kalırlarsa köylere inerler ve oradaki hayvanları yemeye başlarlar. İnsanlar da kendini ve hayvanlarını korumak için onları öldürür. Bu yüzden açlıktan ölecek kadar aç kalmamışsa bir kurt insanlara yaklaşmaz.

Evet arkadaşlar bu günkü yazıdan da bu kadar, yazımı okuduğunuz için hepinize teşekkür ederim.

Kelebekler Hakkında Öğrenecekleriniz Sizleri Çok Şaşırtacak

Kelebekler

Merhaba arkadaşlar. Ben Turab Efe. TerstenGlob’da bundan böyle Çocuklar İçin Bilim kategorisinin yazarı ve editörü olarak sizler için çok ilginç bilgiler paylaşacağım. İlk yazım kelebekler hakkında. Kelebekler hakkında okuyacağınız şeyler sizi acayip şaşırtacak.

Kelebeklerin Beneklerinin Sırrı

Kelebek
Harika desenler

Hepimizin bildiği gibi kelebeklerin kanatlarında benekler vardır. Bu benekler uzaktan görünmezler fakat eğer bir kelebeği korkutmadan iyice yaklaşmayı becerebilirseniz olay değişir. O zaman kelebekler o benekleri göz gibi açarak düşmanlarını korkudan öldürürler, kendileri ise kıs kıs gülerler. Bu benekleri gören avcı hayvanlar onları çok büyük hayvanların gözleri sanarlar ve oradan adeta topuklarını popolarına vurarak uzaklaşırlar 🙂

Monark Kelebeklerinin Esrarengiz Yeteneği

Kelebek
Harika bir benekli

Monark kelebekleri için hayat eve dönmeye çalışmakla geçer.Doğduklarında bulundukları bitkinin yaprağını yerler ve gerekli gıdayı buradan alırlar. Monark kelebeği tırtıl halinde dünyaya geldikten sonra, kelebeğe dönüşebilmek için ilk yapmaları gereken ilk şeyi diğer tüm kelebekler gibi bilirler. Derhal bir koza örerler ve yeterli olgunluğa ulaşıp da kelebeğe dönüşünce kozadan çıkarlar. Kozadan çıkınca önce kanatlarını kuruturlar. Sonra yola çıkarlar. Nereye mi? Tabii ki evlerine! “Nasıl evlerine, evleri doğdukları yer değil mi?” diyorsunuzdur. Hayır. Hemen açıklayayım.

Monark kelebekleri annelerinin doğduğu yere giderler, onların evi annelerinin doğduğu yerdir. Bu hikayede asıl inanılmaz olan ise Monark kelebeklerinin annelerinin nerede doğduğunu nasıl bildikleridir. Annelerini hiç görmemiş olan kelebekler nasıl olur da annelerinin nerede dopduğunu bilebilir. Bu henüz bilim insanlarının da çözemediği bir durum. Gerçekten hayret verici, değil mi? Ve Monark kelebeklerinin hayat döngüsü böyle sürüp gider. Her yeni nesil bir öncekinin doğduğu yere gider ve yumurtalarını oraya bırakır ve bunu yaptıktan sonra hayatı biter.

Monark Kelebeklerinin 4. Nesilleri Özeldir

Monark kelebeklerinin yaşam süresi her 4.nesilde iki ay uzundur. Yani 1., 2., ve 3.nesillerde doğan monarklar 4 ay yaşayabilirken, 4.nesillerde doğan monarklar 6 ay yaşayabilirler. Bilim henüz bunun nedenini de açıklayamamıştır ancak birgün sırrın çözüleceğinden eminim.

Minicik Kelebekler Mini Mini Yumurtalarını Nasıl Korurlar

Kelebek yakından
Bir kelebeğin yakından ve önden görünüşü

Kelebekler uygun ortam bulduklarında yumurtalarını bırakırlar ve oradan ayrılırlar. Bu mini mini yumurtaları yemek isteyen birçok avcı hayvan ise kol gezer. Kelebekler yumurtalarını korumak için bizim bile aklımıza gelemeyek yöntemler geliştirmişlerdir. Nasıl mı ? Bazı kelebekler yumurtalarını tek bir yumurta gibi gösterecek şekilde dizerler böylece bir sürü yumurtayı tek bir yumurta diye gören avcılar, bu dev yumurtanın annesinin de devasa boyutlarda olabileceğini ve her an oralardan bir yerlerden fırlayabileceğini düşündükleri için yumurtaları yemeye yanaşamazlar. Ne saygı duyulası hayvanlar.

Ayrıca bazı yumurtalar zehirlidir, avcılar bu yumurtalardan bir tane bile yerlerse kısa bir sürede ölürler. Ölen arkadaşlarını gören diğer avcılar için büyük bir gözdağı olur ve onlar için artık bu yumurtalar yaklaşılması imkansız şeyler arasına girer.

Evet arkadaşlar kelebekler hakkındaki yazım bu kadar bir sonraki yazıda görüşürüz. Hoşçakalın.

İyi Çocuk Nasıl Yetiştirilir?

0

İyi çocuk nasıl yetiştirilir sorusunun cevabını verebilmemiz için öncelikle iyi çocuk nasıl olur, çocuk nasıl yetiştirilirse iyi insan olur gibi sorulara yanıt vermemiz gerekir.

İyi Çocuk Denince Akla Gelen

İyi çocuk deyince bir çoğumuzun aklına söz dinleyen, büyüklerinin karşısında kayıtsız şartsız susan, hayatıyla ilgili konularda ebeveynlerine onun adına karar alma hakkı tanıyan, annesinin istediği zamanda yemek yiyip, annesinin istediği miktarda yiyen, annesinin koyduğu kurallar çerçevesinde uyuyan ve şakalarını bile ailenin izin verdiği ölçülerde yapan, bir şey yapması istendiğinde sorgulamadan, karşı çıkmadan, kendisi istemese dahi yapan çocuk tipi gelir. Bu çocuklardan da dünyada milyonlarcası vardır ve ortalama hepsinin hayatı aynı sıkışmışlık içinde sürüp gider. Ama iyi çocuk bu değildir.

İyi Çocuk Nedir O Halde?

Bir kere iyi çocuk diye bir şey yoktur. Çocuk iyidir zaten. Sonradan köreltilen, koyunlaştırılan, aptallaştırılan, suça sevk edilen çocuk vardır. Bir çocuğun iyi olup olmadığının ölçüsü, büyüyüp yetişkin olduğunda dünyaya karşı hayatın içinde sergilediği tavırla ölçülebilir. Siz iyi çocuk değil, iyi yetişkinler yetiştirirsiniz yani. Bir yetişkin kendini ilgilendiren konularda sorumluluk alabiliyorsa, hayatıyla ilgili konularda neden sonuç ilişkisine bağlı kendi kararlarını verebiliyorsa, hatalara karşı başı dik “hayır” diyebiliyorsa, haksızlıklar karşısında dimdik kendini savunabiliyorsa, insanlığın faydası için çalışmaktan zevk alıyorsa, kendinden zayıfları korumayı görev biliyorsa, insanların özgürlük alanlarına tecavüz etmenin yanlış bir davranış olduğunun farkındaysa evet, o yetişkin iyi bir çocuk olarak yetiştirilmiştir diyebiliriz.

Peki anne-baba olarak nasıl davranmalıyız ki çocuğumuz büyüdüğünde olması gerektiği gibi, yukarıda tarif ettiğimiz gibi güçlü, kararlı, dürüst, merhametli ve başarılı bir insan olsun. Bebeklikten başlayarak hangi davranışların çocuğun erişkinlik dönemlerinde hangi etkileri oluşturacağına tek tek bakalım.

Temel İhtiyaçların Karşılanması

Bir bebeğin temel ihtiyaçları, beslenme, temizlik, ısınma ve şefkattir. Bebeğiniz ağladığında ona koşarsanız, değer verildiğini hisseder. Önemsendiğini bilerek büyür. Ve yetişkinliğinde de önemsenmenin ve önemsemenin ne denli önemli olduğunun bilincinde bir insan olarak mutlu bir evlilik yapar.

Isınma ihtiyacı karşılanmayan çocuklar, hırçın, öfkeli, hislerinden ve neden öfkeli hissettiğinden emin olamayan bireylere dönüşürler. Çünkü üşüyen çocuk kasları da dahil olmak üzere hep gergindir. Isınma ihtiyacı karşılanan çocuk ise daha rahat, huzuru bilen, rahat yaşamaya ve yaşatmaya istekli bir kişilik geliştirir. Böylelikle hem kendi hem de çevresindeki insanlar için dingin bir liman olur.

Beslenme de aynı şekilde uygun olarak karşılandığında hem çocuğun fiziksel ve metabolik olarak sağlıklı büyümesini hem de psikolojik yönden daha huzurlu, açlık hisssinin verdiği gerginlikten uzak bir kişilik geliştirmesini sağlar.

Son olarak temizlik ihtiyacı karşılanan çocuk, hem bedenen daha sağlıklı olur hem de ruhen daha dingin bir kişilik oluşturur. Temel ihtiyaçların karşılanması, yetişkinliğe yapılan ilk ve en önemli yatırımdır.

Konuşmayı Öğrenen Çocukla İletişim

En çok yapılan hata, konuşmayı yeni öğrenen çocukla aptalmış, anlamazmış gibi konuşmaktır. Halbuki çocuğunuz sizden daha zekidir. Önce ona söylediğiniz her şeyi beynine kaydeder. Daha sonra aralarında ilişki kurabilecek kadar veri topladığında bunları işleyerek konuşmaya başlar. İşte bu noktada ona aktardığınız veriler önem kazanır.

Çocuk kelimeleri doğru ve cümleleri de tam duyarsa, konuşmayı öğrendiği an bir yetişkinle sohbet edebilecek kıvamdadır. Fakat siz çocuğunuza su yerine “bumma”, dışarı çıkmak yerine “attaya gitmek” gibi saçma sapan, anlamsız kelimeler öğretirseniz, çocuk önce bunları gerçek konuşma diline uyarlamak için zaman ve enerji harcayacak, belki de bulunduğu dönemde öğrenmesi gereken diğer şeyler için geç kalacaktır.

Ayrıca, bir yetişkinin kurduğu cümleleri anlayamayan çocuk, çevresindeki yetişkinler tarafından “çocuk bu anlamaz” şeklinde tanımlanacak ve çocuk da gerçekten anlayamayacağını düşünerek, anlamaya çalışmaktan vazgeçecektir. Bu şekilde süre giden çocukluk dönemi boyunca anlamaya çalışmayı bırakan çocuk, yetişkinliğinde de sorgulamayan, olduğu gibi kabul eden, yanlışla doğruyu ayırt edemeyen bir birey olacaktır. Daha kötüsü ise, o da tıpkı kendisi gibi çocuklar yetiştirerek, insan neslilinin bu şekilde sürmesine neden olacaktır.

Kendi Kararlarını Almaya Teşvik Etmek

Yapılan hatalardan biri de her konuda çocuk adına karar vermektir. Yapılması gereken ise, arka planda güvenliğini sağladıktan sonra, neden sonuç ilişkisi kurmasını sağlayabilecek şekilde davranışlarının sonuçlarını yaşayarak görmesine izin vermektir.

Örnek vermek gerekirse, soğuk havada üzerine sıcak bir şeyler giymek istemeyen bir çocuğa, “Şunu giy, hasta olursun” demek yerine, “Üzerine bir şey giymezsen hasta olabilirsin, sonuçlarına katlanabileceksen giymeyebilsin” demek, çocuğun bu davranışının sonucunu yaşayarak görmesini sağlar ve sonucun sorumluluğunu alması gerektiğini öğretir. Hastalanan çocuk hiç istemediği ilaçları içmek zorunda kalır, arkadaşlarının oyunlarına katılamayacak kadar halsiz düşer, hayatı sekteye uğrar ve yaptığı yanlış davranışın sonucunun, o davranışı yapmamaktan daha zor olduğuna karar verir. Sonuç olarak, bir daha sizin söylemenize gerek kalmadan üzerine bir şeyler alır. Böylelikle hem karar almayı, hem her kararın bir sonucu olduğunu hem de kararlarının sonuçlarının sorumluluğunu almayı öğrenir.

Yetişkinliğinde de aynı düşünce yapısıyla hayatına devam eden çocuk, hayatta kendi kararlarını alma sorumluluğunu alma, kendini sorgulama ve hatalarını anlama becerisine sahip bir birey olur.

Çocuğun Cinselliğini Anlamak

Çocuk biraz daha büyüyüp de ergenliğe yaklaştıkça cinsel dürtüler oluşmaya başlar. Kız ya da erkek fark etmeksizin bunun büyümenin doğal bir evresi olduğunu bilmek, değişen vücudunu dokunarak tanımaya çalışan çocuğa kötü bir şey yapıyormuş gibi davranmamak, cinsel aktivitesi başlamış çocuğun kız ya da erkek fark etmeksizin mastürbasyon yaparak enerjisini dengelemeye çalışmasına müdahale etmemek gerekir.

Unutmayın ki tüm sapıklar, tecavüzcüler ve bunları yetiştiren anneler, çocukluklarında, ergenliklerinde ve ilk gençliklerinde cinselliği bastırılmış bireylerden çıkar. Cinsellik insan hayatının doğal ve gerekli bir parçasıdır ve cinselliği öcü gibi göstermek yalnızca sapıklar yaratmanıza neden olur. Gelenek adı altında bastırılan, mastürbasyon yapması bile anormal görülen ve gösterilen kız çocukları, cinsellikten zevk alamayan eşlere ve daha sonrasında da cinsellikten zevk alamayacak kız çocukları ve sapıkça cinsel duyguları olan  erkek çocukları yetiştirecek olan annelere dönüşür.

Aile İçinde Çocuğa Söz Hakkı Tanımak

Aile, çocuk için toplumun en küçük ve ilk karşılaştığı modelidir. Aile içerisinde bir karar alınırken çocuğa da söz hakkı tanımak, onun fikrini de sormak, demokratik bir oylama ortamı sağlamak, aileyle ilgili kararlarda onun da fikrini söylemesi gerektiğini, yanlış olduğunu düşündüğü konularda itiraz etmesi gerektiğini, yapılan bir haksızlık varsa bunu kabullenmek yerine karşı durması gerektiğini öğretmek gerekir. Bunu öğrenen ve aile içinde söz hakkına sahip çocuk, ailenin daha büyük bir versiyonu olan topluma karıştığında, fikirlerini özgürce ifade edebilen, söz hakkı olduğunu bilen, hatalara itiraz eden ve haksızlığa sessiz kalmayan bir birey olarak hayatını sürdürür.

Tüm Ebeveynleri İyi Yetişkinler Yetiştirmeye Çağırıyoruz

Tüm bunları bilen, uygulayan, öğrenen sadece bir birey belki dünyada hiçbir fark yaratamaz fakat her ailenin bu şekilde çocuk yetiştirdiğini düşünelim. Yeni yetişen tüm çocuklar anlattığımız özgür düşünceli, vicdanlı, kararlı, sorumluluk sahibi, huzurlu yetişkinlere dönüştüğünde, dünya şu an olduğundan çok farklı bir yere, yaşanılası bir yere dönüşecektir. Bu nedenle tüm anne ve babaları; fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür bir nesil yetiştirmeye davet ediyoruz.

 

 

 

 

Yenilenebilir Enerji Neden Halen Alternatif Olarak Anılıyor

0

Yenilenebilir enerji, diğer bilinen isimleriyle temiz enerji, yeşil enerji maalesef ki halen alternatif enerji olarak anılmakta. Gönül isterdi ki, birincil enerji kaynaklarımız doğaya ve atmosfere zarar vermeyen yenilenebilir enerji kaynakları olsun. Fosil yakıt kullanarak üretim ise sadece yenilenebilir enerjinin yetersiz kaldığı noktalarda kullanılır olsun fakat hal hiç öyle değil.

Eğlence ve Tüketim Çılgınlığı

İnsanoğlu eğlence sektörüne, tüketim sektörüne ayırdığı kaynaklar ile eldeki avuçtaki tüm varlığı tüketiyor. Sonra ne mi oluyor, sonra yenilenebilir enerjiye pahalı diyor ve bunun yerine çoluğumuzun çocuğumuzun hayatıyla oynayan, yaşayacakları dünyayı yavaş yavaş elinden alan fosil yakıtlı enerji üretim tesislerine yöneliyor.

Dünyanın Terk Ettiği Yöntemleri Alıyoruz

Türkiye’de ise durum daha vahim. Tüm dünya nükleer enerjinin ceremesini çekip de tüm gücüyle temiz enerjiye geçmeye çalışırken, biz ise en baştan sanki tehlikelerini bilmiyormuşuz gibi nükleer enerjinin kucağına atılıyoruz.

Yenilenebilir Enerji Muhalefeti Genellikle Siyasi Nedenlere Dayanıyor

Tüketim çılgını insanoğlu da sırf eğlencesinden, giyiminden kuşamından hiçbir şey eksilmesin diye, birilerinin cebi dolsun, birilerinin çarkı dönsün diye hatta büyük bir çoğunluğu da sadece siyasi nedenlerle sağlığıyla ve hatta gelecek nesillerin sağlığıyla oynayan bu yönteme olur veriyor. Dünya yok oluyor, çocuklarımıza yaşanacak hiçbir yer kalmıyor, SpaceX dünyanın sonunun gelme ihtimalinin yakın olduğunu düşünüyor, Elon Musk Mars’a insan taşımak için roketler yapıyor ama gözü kapalı insan halen siyasi emellerin peşinde hızla dünyanın sonunun geldiğini göremiyor.

Yenilenebilir Enerji Tesislerinin Maliyeti Azaltılabilir Ancak Destek Yok

Kullanılabilir yenilenebilir enerji kaynakları olan güneş enerjisi (solar enerji), rüzgar enerjisi ve jeotermal enerji ile elektrik üretimini sürekli hale getirebilmek için ciddi çalışmaların yapılmasını, bu tesislerin kurulum ve bakım maliyetlerinin azaltılması için yapılacak çalışmaların desteklenmesini isteyen kuruluşlar, sivil toplum örgütleri ise adeta kötü canavarlar olarak ilan ediliyor. Bu gidişin sonu hiç iyi görünmüyor. Daha önceki zamanlarda sitemizde yayınladığımız Nükleer Santraller ve Enerji Üretimi Hakkında Her Şey başlıklı yazımıza (linki tıklayarak yazıya ukaşabilirsiniz) insanların yaptığı yorumlar da gösteriyor ki, mesele büyük çoğunlukla siyasi olarak algılanıyor.

Gelecek Nesillerin Sağlığı Her Şeyden Önemli Olmalı

Tamamen sağlığımızı ve dünyanın sağlığını düşünerek kaleme alınan yazımıza verilen tepkiler, insanların halen tehlikenin farkında olmadığının en büyük kanıtı. Umarız bir gün insanlar siyasi kaygılarından arınarak sadece insanlık adına düşünmeyi başarabilir.

Yazımızı sonlandırmadan önce, yenilenebilir enerji ile ilgili olarak bir okurumuzun göndermiş olduğu kısa yazıyı paylaşmak istiyoruz;

Okurumuz isminin yayınlamasını istemediğini ancak yazısının paylaşılmasından büyük mutluluk duyacağını belirttiği için, ayrı bir yazı yerine bu şekide yayınlamayı uygun gördük, umarız okurumuz da uygun bulacaktır;

Okuruzumuz tarafından iletilen kısa yazı:

Yenilenebilir ya da sürdürülebilir enerji teknolojisi; güneş, rüzgar ya da jeotermal kaynaklar gibi doğada sürekli olarak bulunan kaynakları kullanarak, bu kaynaklardan gelen enerjiyi elektrik enerjisine çeviren sistemlerdir. Doğaya, atmosfere ve ozon tabakasına zarar verecek atıkları bulunmaz. Bu nedenle temiz enerji ya da yeşil enerji olarak anılır.

Enerji üretimi, insanoğlunun modern yaşantıyı sürdürebilmesi için mutlak biçimde devamlılığının sağlanması gereken bir ihtiyaçtır. Günümüzde elektrik enerjisi kullanmayan Afrika köyüne dahi rastlamak zordur. Ve ne yazık ki hala elektrik enerjisini yenilenebilir biçimde üretme noktasında yeterli bir seviyede değiliz ve temiz enerji olarak tanımlanan elektrik enerjisini dahi fosil yakıtlar kullanarak üretiyoruz.

Elektrik, bir üretici bobinin dinamik enerjisinin, tüketici bobine iletilmesi biçiminde tanımlanabilir. Dinamik enerjinin kimyasal biçimde çok uzak noktalara aktarılması ve biçim değiştirmesi elektrik enerjisi sayesinde mümkündür. Örneğin bir akarsu ile ısı sağlayamazsınız, Ancak akarsuyun akış dinamiğinden faydalanmak için üzerine kuracağınız değirmenin dönerek, merkezindeki bobine dinamik enerji aktarması ve aktarılan enerjinin hattın sonundaki rezistansı ısıtması sonucunda ısı üretebilmek mümkündür.

İşte biz bu dinamik enerjiyi fosil yakıtları yakarak sağlıyoruz. Yani değirmenin çarkını benzinli bir motorla döndürüyoruz. Oysa doğada bu çarkı çevirecek pek çok alternatif vardır. İşletmecilere göre ekonomik bulunmayan yöntemler olsalar da, doğadaki hiçbir dengeye müdahale edilmeden elde ediliyor olmaları, hiçbir ekonomik fayda ile kıyaslanamayacak kadar büyük bir kıymettir.

Geçtiğimiz elli yılda, kömürle elektrik üretimi yerine nükleer elektrik üretimi yöntemi benimsenmiş, diğer tüm yöntemlere göre çok ciddi biçimde maliyeti azaltan bu yöntemin tehlikeleri nedeniyle kullanımı günümüzde azalmaya başlamıştır.

Elektrik üretmenin 2 yolu vardır. Birincisi, fiziksel dinamik yöntemler, ikincisi foton dinamiğidir. Tanımları açacak olursak, Fiziksel dinamik, dönen bobinlerle üretim, foton dinamiği ise güneş enerjisi ile üretimdir. Birinci yöntem geleneksel yöntemdir ve en ilkel elektrik üretim yöntemi de bu temele dayanır. Rüzgar gülünden, nükleer santrallere kadar her tesiste bu yöntem kullanılır. Tabii çarkı döndürecek mekanizmanın vasıfları ile ilgili değişiklikler yapılarak yenilenebilir ve temiz enerji üretmek mümkündür. Örneğin, ülkemizde ciddi rüzgar alan bir çok vadi vardır ve buraların elektrik enerjisi ihtiyaçları doğalgaz veya termik santraller yerine rüzgar enerjisi ile pekala sağlanabilir.

Üstelik kurulum ve bakım maliyetleri dışında hiçbir bakım maliyeti yoktur ve doğaya hiçbir yan etkisi bulunmamaktadır. İkinci yöntem olan fotoelektrik enerjisi ise henüz tam olarak gelişmiş bir noktada olmayıp, yirminci paralelin üzerinde oldukça düşük verime sahip olduğundan ülkemizde kullanılması pek doğru değildir. Gelecek yıllarda teknolojinin geliştirilmesi ve daha iyi foton toplayan panellerin üretilmesi ile kullanılması elbette mümkündür ve her şeye rağmen tüm enerji üretim yöntemlerinden daha temiz ve güvenlidir.

Okurumuza teşekkür ediyoruz.